Avusturya  
  Portekiz  
Romanya Yunanistan Slovenya
  HABERLER


Dil Eğitimi

Üniversiteler

Yükseköğretim

Eğitim Sistemi

Neden Avustralya

Şifremi unuttum!

Yeni Kayıt

 


 

SUREBOX


Ana Sayfa SUREBOX
TARİHİ
Amerika kıtası keşfedildikten sonra Avrupa devletleri hızla bu kıtada koloniler kurmaya başladılar. 1536da Arjantine gelen İspanyollar bugün Buenos Aires olarak bilinen yerde ilk koloniyi kurdular. Fakat şehre yerleşme ancak on sekizinci yüzyılda oldu. Arjantin 1776ya kadar İspanyaya bağlı Peru Genel Valiliğince idare edildi. Bu seneden sonra La Plata Genel Valiliği kuruldu ve Buenos Aires genel valiliğin başkenti oldu.

1806'da Buenos Airesin İngilizler tarafından kısa bir müddet işgal edilmesi, Arjantin'in istiklal mücadelesi için bir başlangıç olmuştur. 1808de Napoleonun İspanyaya girmesi bağımsızlık mücadelesini hızlandırdı. Ülke 1812ye doğru istiklalini kazandıysa da, 1816 yılına kadar müstakil bir devlet olduğu resmen ilan edilmedi. İstiklal hareketinin baş lideri ve kahramanı, Şilinin de kurtarılması için öncelikle sorumlu bir kimse olan General Jose de San Martindir.

İkinci Dünya Savaşı esnasında Arjantin hükumetlerinin gizli ve kamufle edilmiş Nazi tarafdarı tutumları, Amerika Birleşik Devletleri ve batı yarım küresinin diğer ülkeleri ile münasebetlerinin gerginleşmesine ve Arjantinin Pan-Amerikan Konseyinden çıkarılmasına sebep oldu. Resmiyette bütün harp esnasında tarafsız kalan Arjantin, 1945 ilkbaharında müttefikler tarafına girdi. Geniş ölçüde ABDnin desteği sebepiyle o sene sonuna doğru Birleşmiş Milletler üyesi oldu ve teşkilatın meselelerinde önemli bir rol oynadı.

Harpten sonra general olan Juan Domingo Peron kendine kuvvetli bir pozisyon hazırlamayı başarmış ve 1946 Şubatında Arjantin Cumhurbaşkanı seçilmiştir. Eşi Eva Duvarte de Peronun yardımıyla enerjik ve sert bir idare kurmayı başararak, zamanında, siyasi desteğini silahlı kuvvetlerden almaya çalışan sınıflara sözünü geçirmesini bilmiştir. Basını bir devlet organı haline getirmiş ve totaliter bir rejimin başkanı olarak kendisine daha büyük yetki vermesi için anayasayı değiştirmiştir.

İşçi sınıfları arasında çok sevilmiş ve hatta kahraman olarak tanınmıştır. Fakat askeri bir darbe ile 1955te devrilmiş, uzun seneler sürgünde yaşamış ve bilahare dönerek 1973te devlet başkanı olmuştur. Bir yıl sonra ölmesi üzerine İsabel Peron olarak tanınan üçüncü karısı devlet başkanı oldu. Ülkenin birlik ve beraberliğini sağlıyamayınca 1976da ordu tarafından devrildi.

Arjantinin eski devlet başkanlarından General Galtier İngiltereye ait, fakat kendilerine çok yakın olan Falkland adalarını Nisan 1982de işgal etti. İngiltere ile olan savaşı Arjantin kaybetti ve adaları İngilizler tekrar geri aldılar. Gerek yapılan savaş ve gerekse bu durumda bazı devletlerin uyguladıkları ekonomik ambargo, Arjantinin iktisadi durumunu çok sarstı. Bu durumda askeri idare 1983 yılı sonlarında seçime giderek idareyi sivillere teslim etti. Böylece yedi sene süren askeri idareden sonra normal idare tekrar tesis edildi.

1930dan bu yana Arjantinde hiçbir sivil idare 6 seneden fazla iktidarda kalamamıştır. 1819 yılından bu yana 46 devlet başkanından sadece ikisi, askeri darbesiz seçimle görevini devir-teslim etmiştir. 1989da Raul Ricardo Alfonsinin yerine Carlos Menem (El Turco) seçilmiştir.


Brezilya Genel Bilgileri
Brezilya Halkı
Brezilya halkı beşyüz yıllık geçmişinde tüm ırkların karışması nedeniyle dünyanın başka hiç bir ülkesinde rastlanmayan bir çeşitlilik ve renkliliğe sahiptir. Portekizli, Fransız ve Hollandalı kolonicilerin eşleriyle gelmemesi nedeniyle yerli halk ile karışmasıyla başlayan ırk ve kültür çeşitliliği, önce Afrika’dan getirilen köleler sonra 20nci yüzyılda gelen Alman, İtalyan, Polonyalı, Japon ve Arap göçmenlerin de bu karışıma yeni öğeler katmasıyla bu günkü haline gelmiştir. Bu ilginç karışım, kolonileştirilmiş diğer ülkelerde olduğunun tersine Avrupa kökenli olmayanlara karşı ırkçılığın çok daha az olması nedeniyle yalnız ten rengi düzeyinde kalmayıp günlük adetler, yemekler, müzik, danslar, el sanatları ve hatta çeşitli dinler gibi nice kültürel değerlerin hem korunmasını hem de biribirleriyle iç içe girmesini sağlamıştır. Günümüzde hafif çekik gözlü esmer bir kişinin kumsalda bira içip içli köfte yerken samba yapması olağan bir görüntüdür. Tabii böylesine hoşgörülü, rahat ve her türlü önyargıdan uzak bir halkın keyifli ve eğlenceyi sever olmaması mümkün değildir. Buna bir de tropik iklimin getirdiği rahatlık da katılınca Brezilya’yı ziyaret eden kişilerin niçin her zaman hoşnut kaldıkları anlaşılabilir.
Göçmenler
Brezilya’ya göç edenlerin sayısı her zaman Brezilya’dan göç edenlerin sayısından fazla olmuştur. 1808 yılında imparator 6ncı Dom João tarafından güney bölgelerindeki beyaz nüfusun artması amacıyla verilen izinle başlayan göçler sonucunda Avrupa’nın çeşitli yörelerinden gelen göçmenler beraberlerinde çeşitli teknolojiler de getirmişlerdir. Üzüm, elma gibi yeni ürünlerin yanı sıra modern tarım teknikleri, tekstil, deri ve seramik endüstrileri, bira ve şarap gibi yeni içkiler Brezilya’da yaşamın değişmesine neden olmuştur.
Brezilya’ya en çok göç eden halklar Portekizlilerden sonra Almanlar, Avusturyalılar, Macarlar, Slavlar, İspanyollar, İtalyanlar, Japonlar, Suriyeliler, Lübnanlılar ve İsviçreliler, Hollandalılar ve Finandiyalılardır.
Yemekler
Brezilyanın yemek kültürü her bölgenin yapısına, bölgeye yerleşen Avrupalıların kökenlerine göre farklılık gösterir. Genel olarak ülke mutfağının kökeni Afrikalı kölelerin efendilerinin sofralarından kalanlarla karınlarını doyurmak zorunda oldukları günlere gider. Bu dönemde kölelerin ekserisi efendilerinin artan yemeklerini yemekte idi. Fakat bazılarına balık , karides ve istiridye gibi deniz ürünlerini yakalamalarına izin verilmekteydi. Yemekler genellikle Afrika usulüne uygun, mevcut malzemelerin karıştırılması ve karışıma hindistan cevizi yağı veya dende palmiyesinden elde edilen yağın eklenmesi ile hazırlanıyordu.Brezilya mutfağında yaygın bir diğer ürün ise manyok unudur. Güney Amerika yerlilerinin binyıllardır tarımını yaptığı bu kök bölgenin en önemli karbonhidrat kaynağıdır. Deniz mahsullerinin yanı sıra tavuk ve sığır eti yaygın şekilde yenir. Domuz eti yağlı olması nedeniyle birkaç tipik yemek dışında fazla kullanılmasa da sucuk ve salamlarda her zaman bulunur. Lokantalarda hiç bir yemeğin hazırlanmasında domuz yağı kullanılmaz. Güneyde, ozellikle Arjantin sınırına yakın olan Rio Grande do Sul eyaletinde koyun eti de bulunabilir.

Alkollü içkiler: Ülkenin yerel içkisi, şekerkamışından çıkartılan alkolun damıtılmasıyla yapılan Cachaça (Kaşasa)’dır. Bu içki saf olarak içilmesinin yanı sıra ananas, hindistan cevizi, maracujá gibi çeşitli meyvelerin sularıyla ve buz ile karıştırılarak Batida (Baçida) denen çok lezzetli, ancak lezzetli olduğu kadar da sert içkiler şeklinde de içilir. Batida’ların en tanınmışı ve Brezilya’yı ziyaret edenlerin en sevdiği içki cachaça ve limon ile yapılan Caipirinha’dır (Kaypirinya). Brezilya’nın her yerinde çok soğuk bira yıl boyunca yaygın şekilde tüketilir.

Meyve suları: Hindistan cevizi suyunun yanı sıra envai çeşit tropik meyvelerin suları hem çok lezzetli hem de yagındır.Bir sonraki sayfada tropik meyveler hakkında ayrıntılı bilgi bulabilirsiniz.

Brezilya mutfağına birkaç örnek vermek gerekirse:
Rio de Janeiro: Feijoada - Siyah kuru fasulye, çeşitli tuzlanmış dana ve domuz etleri ile birlikte pişirilir. Beyaz pilav ve kavrulmuş manyok unu ile birlikte yenir.

Fortaleza: Casquinha de Siri - Büyükçe bir istiridye kabuğunun içerisine balık, yengeç, ıstakoz, karides etleri ile patates püresi karıştırılarak konur ve üzerine serpilen peynir ile fırında pişirilir. Genelde kumsal kenarlarında soğuk bira ile birlikte tüketilir.

Salvador: Vatapa - Karides ve balık parçalarının palmiye yağı ve ekmekle karıştırılması ile hazırlanır. Pirinç ile birlikte servisi yapılır.
Caruru - Kızartılmış karides. Kırmızı biber sosuyla birlikte servis yapılır.Tacaca - Kurutulmuş karides, semizotu ve sarmısakla hazırlanan sarı renkli ve kıvamlı bir çorbadır.

Rio Grande do Sul: Churrascaria (Şuhaşkariya) - Et seviyorsanız Brezilya usulü kebapçılar olan ve tüm ülkede bulunabilen bu lokantalarda çok mutlu olacaksınız. Brezilya gezinizde mutlaka rehberinizden sizi bir churrascaria’ya götürmesini isteyiniz. Sürprizi bozmamak amacıyla bu konuda fazla ayrıntı vermeyeceğiz.